49.ULUSAL 23.ULUSLARARASI

            49.ULUSAL 23.ULUSLARARASI

     HACI BEKTAŞ VELİ ANMA TÖRENELRİ

  VE KÜLTÜR SANAT ETKİNLİKLERİ BAŞLADI

 

 

HACIBEKTAŞ BELEDİYE BAŞKANI ALİ RIZA SELMANPAKOĞLU’NUN

                                                           AÇILIŞ KONUŞMASI 16 AĞUSTOS 2012


Bugün Hacı Bektaş Veli’yi anarken ve onun anısına kültür ve sanat etkinliklerimizi yaparken sizleri aramızda görmenin mutluluğunu ve heyecanını yaşıyoruz. Bilim ve kültürün merkezine hoş geldiniz.  Hacı Bektaş Veli; 13’üncü yüzyılda Anadolu’da yaşayan beyliklerin gerek Moğol baskısıyla, gerekse Anadolu Selçukluların yıkılışındaki dağınıklıkla bölünmüş ortamın getirdiği karmaşıklık içinde burada Hacıbektaş’ta aydınlanma meşalesini yakmıştır.


Bu meşale Anadolu’daki Türk Beyliklerinin toparlanmasına Anadolu İslamiyeti’nin kendisini bulmasına en büyük etken olmuştur.


Bu meşalenin Akıl, Bilim ve Adalete dayanan ışığı zaman içinde yalnız Anadolu’yu değil Avrupa’yı da aydınlatmış kendisinden 300 yıl sonra gelen batının Rönesansçılarını da etkilemiştir.


Hacı Bektaş Veli sevgi ve hoşgörüyle 72 milleti birbiri ile barış ve dostluk içinde tutacağına olan inancını Akıl, Bilim ve Adalet ilkeleri ile tüm dünyaya buradan ilan etmiştir.


Hacıbektaş bunun için bilim ve kültürün merkezidir. Bunun için sevgi, barış, dostluk duygularının öne çıkartıldığı bir ilçemizdir.

Sevgi muhabbet kaynar, yanan ocağımızda
Bülbüller şevke gelir gül açar bağımızda
Hırsla kinler yok olur, aşkla meydanımızda
Aslanlarla ceylanlar, dosttur  kucağımızda

diyen Hacı Bektaş Veli o zor günlerde aslanlarla ceylanı bir arada yaşatıp birlik ve beraberliğin yol ve yöntemlerini öğretmiştir. Buradaki dergahında yetiştirdiği kişileri Anadolu’ya Balkanlar’a Mısır’a, Ortadoğu’ya göndererek toplumsal barışı sağlamıştır.

Hacı Bektaş Veli’yi andığımız bu günlerde çevremizdeki devletlerde ateş, yangın, gözyaşı, kin ve düşmanlık duygularının her geçen gün yaygınlaştığını görüyoruz  bu bataklığa girmemenin tek yolu ise Atatürk’ün yurtta barış dünyada barış ilkesidir.

Yurt içinde ise terör belasının yarattığı huzursuzluk, kin ve düşmanlık ulusal bütünlüğümüzü bozarken dış güçlerin bu konudaki oyunları yurdumuzda yapay azınlıklar yaratmaları kabul edilemez. İç barış ve güvenlik önemli bir sorun olarak karşımıza çıkmaktadır. Hacı Bektaş Veli anlayışıyla bu oyunlara gelmemeliyiz, tahriklere kapılmamalıyız.  Hacı Bektaş Veli’nin 72milleti bir gören öğretisi özümsenebilseydi terör bu kadar can almaz milletvekilinden kaymakama, sade vatandaştan askere yol kesip kaçırma olmazdı. Bu eylemleri kınıyoruz ve en kısa zamanda terörün son bulmasını bekliyoruz.


Tanrı, Evren, İnsan bütünlüğünün mükemmele ulaşmak gayretinde olan insanlarca gerçekleştirileceğini söyleyen Hacı Bektaş Veli öğretisinin temeline   adaleti koymuştur. Buğday ile samanı ayıran bir rüzgar gibi olamayan yani adil olamayan insanın Tanrının katında da makbül olmadığını bizlere öğretmiştir.

Suçu kanıtlanmayan;  yetişmiş beyinleri, bilim adamlarını, gazeteci ve yazarları, yurduna ve ulusuna gözünü kırpmadan canını vermeye yemin etmiş askerleri ve seçilmiş milletvekillerini  yıllardır ceza evlerinde tutarak geciktirilmiş bir adalet anlayışının toplumu gerdiğini görememek Hacı Bektaş Veli’yi bilmemek anlamamak demektir. Sevginin, hoşgörünün, barışın ve dostluğun kök salması adaletin gecikmeden gerçekleştirilmesinden geçtiğini biz Hacı Bektaş Veli’den öğrendik. Atatürk ise bu inancımızı pekiştirmiştir. Bu nedenle bu konuları burada dile getiriyoruz.

“İncinsen de incitme, Bilimden gidilmeyen yolun sonu karanlıktır” diyen Hünkarın yolu Hazreti Peygamberin, Hazreti Ali’nin yoludur. Bu yolda yürüyen Alevi-Bektaşiler hep ezilmiş, sorunları çoğu zaman önemsenmemiştir. Oysa Laiklik ilkesi içinde çağdaş demokrasinin kimsenin kimseyi ötekileştirmesine fırsat vermeden eşit yurttaşlık hakkını edinmesi günümüzde gelişmiş ülke olmanın ön koşuludur.

Diyanet İşleri Başkanlığı’nın Sünni anlayışın fetva müessesine dönüşmüş olmasını verdiği “Cem Evleri ibadet yeri değildir” fetvasının demokrasi ve eşit yurttaş olma anlayışı ile örtüşmediğini üzülerek bir kez daha ifade ediyoruz. Diyanet İşleri Başkanlığı’nın fetvasına bağlı kalarak Yargıtay’ın “Cem evleri ibadet yeri değildir” kararı ise bizim için şaşırtıcı olmuştur. Yargının gücü TMBB’den dir diye düşünüyoruz. Ancak  biz yine  incitildik. Bizler ulusal birlik ve beraberlik içinde Hacı Bektaş Veli öğretisine gönül veren insanlar olarak laiklikten ve demokrasiden, hukuk devleti olmaktan yanayız. Bizim için insan olmak yeterlidir. İnsan hiçbir ayrıma uğramadan ötekileştirilmeyen en yüce değerdir. İsteyen camide, isteyen cem evinde, isteyen kilisede, isteyen havrada ibadetini yapmalıdır. İstemeyen hiç ibadet yapmazsa da ona kimsenin müdahale etmemesi gerekir anlayışı insanlığı yüceltir.

Her yıl buradan dile getiriyoruz. Zorunlu din derslerinin kaldırılması yada hiç olmazsa bu aşamada seçmeli ders olması kaçınılmazdır. Bu tutum Alevi-Sünni ayrımcılığını önler dini yorum farkıyla algılayan öğrencilerin birbirine olan bağının gevşetilmesine olanak vermez. Tartışılmayan kuralların din dersinde okutulması bu sakıncaları da yanında getirmektedir.  Alevilik-Bektaşilik Sünni yorumla kalıplara sokulamaz.

Öncelikle cem evlerinin ibadet yeri olarak kabul edilmesi ve din derslerinin zorunlu olmaktan çıkartılması Alevi ve Bektaşilerin en önemli beklentisidir.


Kahramanmaraş, Çorum, madımak katliamlarının bir insanlık faciası olduğu ve tekrarının bir daha yaşanmaması için gerekli önlemlerin alınması, ülkemizin ve ulusumuzun bölünmez bütünlüğü içinde mutlu, huzurlu yarınlara ulaşması en büyük temennimizdir. Son günlerde bazı Alevi evlerinin işaretlenmesi yeni yeni provokasyonların  işaretidir. Bunlar önlenmelidir.

Hacı Bektaş Veli sevgi ve hoşgörüsüyle ulusça mutlu ve huzurlu yıllara ulaşmak dileğimizi yinelerken  sizlere saygı ve şükranlarımı sunuyorum.

Ali Rıza SELMANPAKOĞLU
Hacıbektaş Belediye Başkanı